• 1
  • 2

Öne Çıkan Makaleler

Kendini Bilmek / Tanımak / Anlamak Emek İster

İnsan, Allah’ın en güzel şekilde yarattığı (95/4), sadece insana özgü olan birtakım yaratıcı yetilerle donattığı özgün ve özgür bir varlıktır. Her insan “tek”tir; birbirinin tıpatıp aynısı olan iki insandan söz edilemez. Her insan, kendisinin biricik, özgün bir varlık olduğunu da bilir. İnsan, aynı zamanda kendi varlığının ve etrafında olup bitenlerin de farkında olan bir varlıktır.

İnsan, iç içe girmiş iki dünya içinde kendini inşa etmeye, varlığını sürdürmeye çalışır. Birincisi, sürekli genişleyen, 13. 7 milyar yaşında olduğu söylenen evrenin ortasında baş döndürücü bir hızla dönüp duran bildiğimiz, şimdilik bizi misafir eden üzerinde yaşadığımız dünya; ikincisi ise, bütünüyle bizim yarattığımız, zihnimizde olan dünya. Hazır bulduğumuz bizim dışımızdaki dünyayı anlamak pek zor değil. İlgi alanımıza giren olay ve olguların var olmasına ve varlığını sürdürmesine imkan sağlayan yasaları, ilkeleri anladığımız ölçüde dış dünyayı, hatta evreni anlama imkanına sahibiz. Dış dünya hakkındaki bilgimizin gerçeklerle ne kadar örtüştüğü her zaman tartışılabilecek bir husustur. Ancak esas sorun, bizim yarattığımız dünya ile ilgilidir.

Devamını oku...

Kendini Bilmek Üzerine (1)

Kendini bilmek, esas itibariyle insanın kendisi hakkında doğru bilgi sahibi olması, bu bilgiyi de kendisi ile ilgili süreçlerde kullanabilmesi demektir. İşin tuhaf tarafı, eğer kendimizi bilmek, tanımak, anlamak için özel çaba harcamazsak, kendimizi asla bilemez, tanıyamaz ve anlayamayız. Bu iş, öncelikle yüksek derecede bilme arzusunu, daha sonra da emek vererek öğrenmeyi ve bilinenleri hayata geçirmeyi gerektirir.

Kendini bilmek için, insanın kendisini bilmeyi istemesi, atılması gereken ilk adımdır. İnsanlar, kendilerinden çok, kendileri dışında olup bitenlerle ilgilenmeyi tercih ederler. Belki de, var olabilme refleksi, dış dünyayı insanın önüne geçirmektedir. Ancak, dış dünyayı anlamaya, tanımaya, bilmeye çalışırken, bu işi kendimiz için yaptığımızı unutuyoruz. Biz, var kalabilmek için dışımızda olup bitenlerle uğraşırken, dış dünya bizi yavaş yavaş yutmaya başlıyor. Çoğu zaman bırakın kim olduğumuzu, yaşadığımızın bile farkında olmuyoruz. Olaylar bizi peşinden sürüklüyor. Oysa insana yakışan olayların peşinde sürüklenmek değil olayları peşinde sürüklemek olmalıdır. Bunlar bir gerçeği ortaya çıkartmaktadır: Kendini bilmek istemeyen, kendini bilmek için özel emek harcamayan bir kimse, asla kendini bilemez; en ileri noktada kendini bildiğini zanneder; bunun da zan olduğunun farkına varamaz.

Devamını oku...

Kızılbaşlık Farklılaşması Üzerine

Giriş:

Günümüzdeki yaygın kullanılışı ile “Alevilik-Bektaşilik” konusu, Türkiye’nin bütün tarihsel ve toplumsal sorunları gibi, doğası gereği yeterince karmaşık bir konudur. Bu durumun, öncelikle, bizim toplumsal paradigmamızın en kolay çözülebilecek sorunları bile, çözülemez niteliğe dönüştüren, bardağın daha çok boş tarafını görme eğiliminde olan yapısından kaynaklandığı düşünülebilir. Ancak, Alevilik-Bektaşilik konusunun, akıllara durgunluk verecek derecede karmaşık hale gelmesinin birtakım ciddi sebeplerinin de olması gerekir.

Bunlardan bazılarını şöyle sıralamak mümkündür: Alevilik-Bektaşilik, üst üste bindiren, dalga boyları birbirine girmiş bir süreçler topluluğu olarak günümüze gelmiştir; başlangıç ve bitiş noktalarını tespit etmek çok kolay değildir. Üstelik, konu bir bütün halinde anakronizm örneği olarak karşımıza çıkmaktadır; iç içe girmiş bir geçmişte, hem geçmiş, hem de bugün ve gelecek kaybolmuştur. Konu ile ilgili ilk ciddi araştırmalar, çeşitli sebeplerle Batılılar tarafından yapılmıştır. Daha sonraki araştırmaların önemli bir kısmının, ilklerin izinden, onların yol haritasını takip ederek gerçekleştirildiği bilinen bir husustur.Bu durum, Türk toplumunun sosyo-kültürel bütünlüğü gözardı edilerek, birtakım yapay farklılıkların gerçek anlamda farklılıkmış gibi algılanmasına yol açmış, ortak paydalar neredeyse unutulmuştur. Alevilik-Bektaşilik konusu, siyasal ve ideolojik malzeme olarak görülmüş ve etnik boyut da devreye sokularak çok kötü bir şekilde tüketilmiştir. Konu ile ilgili ciddi bilimsel araştırmalar, maalesef yok denilecek kadar azdır. Bilimsel bilgi eksikliği, keyfi Alevilik-Bektaşilik inşalarını kolaylaştırmıştır.

Devamını oku...

Kur'an'a Göre Hz. Muhammed

Hz. Muhammed, alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. O bir akıl ve özgürlük peygamberidir. O'nun sünnetine uymak, O'nu "örnek" almaktır. Hz. Muhammed'i doğru anlayabilmenin ana ilkelerini bize Kur'an verir. Kur’an’ın, bir peygamber olan Hz. Muhammed’e gelmiş olması, onun 23 yıllık peygamberlik sürecinde insanla buluşması, Hz. Muhammed’i tanıma ve anlama bakımından Kur’an’a çok özel bir değer katmaktadır. Kur’an, Hz. Muhammed’le ve onun yaşadığı zaman dilimi ile ilglili bir tür tarih vesikası işlevi de görmektedir. Bu bakımdan Hz. Muhammed’i doğru anlayabilmek için, ana çerçeveyi Kur’an’dan almak bir tür zorunluluktur. Bir başka ifadeyle, Kur’an, bize, Hz. Muhammed’i anlayabilmenin ve onu örnek alabilmenin temel ilkelerini vermektedir. Müslüman insan, peygamberlik anlayışını ve Hz. Muhammed’le ilgili bilgilerini Kur’an’ın ışığında gözden geçirmek durumundadır.

Kur’an’a uygun olmayan bir peygamber tasavvuru, hem Hz. Peygamber’in örnek alınmasını, hem de İslam gibi akla ve fıtrata uygun bir dinin sağlıklı bir şekilde anlaşılmasını ve yaşanmasını engelleyebilir. Nitekim, günümüz Müslümanının sorunlarının önemli bir kısmı din alanındaki bilgi boşluğundan veya yanlış bilgilerden kaynaklanmaktadır. Kur’an’a göre Allah insanlık tarihi boyunca, Allah katından gelen masajlarla insanları uyarması için pek çok peygamber göndermiştir. Peygamberlerin en önemli görevi, Allah’tan almış oldukları vahyi/mesajı geldiği haliyle, hiçbir değişikliğe uğramadan insanlara ulaştırmaktır. Bu konuda peygamberlerin hata yapmaları söz konusu değildir. Kur’an, Hz. Muhammed’in esas görevinin tebliğ olduğunu şöyle belirtir: “Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et; eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun” (Maide, 5/67).

Devamını oku...

Pazartesi, 09 Kasım 2015
Uzun bir yapılandırma sürecinin ardından web sayfamız tekrar yayında. Güncelleme süresince yaşayabileceğiniz içerik ve görünüm sıkıntıları için özür dileriz.

En Çok Okunanlar

София plus.google.com/102831918332158008841 EMSIEN-3

Din | Akıl | Bilim