• 1
  • 2

Öne Çıkan Makaleler

Tarih Bilgi ve Bilincimiz Ne kadar Sağlıklı?

Hayatın akışı o kadar hızlandı ki, insanların geriye dönüp bakmaya pek zamanları olmuyor. Gündelik uğraşlar, çoğu zaman insana kendisini bile unutturuyor. Kendisini unutan insan, ister istemez her şeyi unutur... En kötüsü de, kendi ürettiği yapay sığınaklarda zaman öldürmeyi "yaşamak"zanneder . Tarihte tatil yapmayı yaşam biçimi haline getirenler için en güzel ve gizemli sığınak mazinin kutsallaştırılması ile inşa edilebilir. Maziyi kutsallaştıranların geleceği olmaz.

İnsan sadece “an”ı yaşayan bir varlık değildir. Dünümüz, bu günümüzü hazırlamıştır; bu günümüz de yarınımızı hazırlamaktadır. Daha açık bir ifadeyle, hayatı maziden soyutlamak imkansızdır. Çünkü insan, tarihsel bir varlıktır. Bizler, bizden öncekilerin hazırladıkları bir zemin üzerinde, onların tecrübelerinden ve birikimlerinden yararlanarak hayata tutunmaya çalışıyoruz. Bizden sonrakiler de, bizim bıraktığımız mirasın üzerinde yaşayacaklardır. Bu gerçekler, tarih bilgi bilincine çok özel bir anlam kazandırmaktadır. Mazi, ne avunmak, ne sığınmak içindir. Geçmiş doğru anlaşılabilirse, geleceği aydınlatır. Bu ise sağlıklı bir tarih bilgi ve bilinci ile mümkün olur.

Tarih bilgi ve bilinci, geçmiş hakkında, doğru bilgilerle inşa edilen bir anlayışla geçmişi anlamaya, geleceği tasarlamaya çalışmaktır. Bunun mümkün olabilmesi için, öncelikle “tarih” ve “geçmiş”in birbirinden farklı olduğunun farkında olmak gerekir. Geçmiş/ mazi, yaşananların, olup bitenlerin bütününü ifade eder. Tarih ise, bu bütünden, bize ulaşan bilgi kırıntılarına, bilgi ve belgelere dayalı olarak oluşturan bir birikim ve tasavvurdur. Tarihi inşa eden tarih bilincine sahip olmak isteyen insanın ta kendisidir. Düşünce dünyamızda yer eden tarih anlayışı ne kadar gerçeklere uygun olarak inşa edilirse, geleceğe o kadar güvenle bakma imkanı bulabiliriz.

Devamını oku...

İnsanın Anlam Arayışı Üzerine

Anlam arayışı, insanın varlık yapısından kaynaklanan, hayatın bütün aşamalarında insanın değişim ve gelişim sürecine bağlı olarak varlığını hissettiren anlamlı bir arayıştır. İnsanın bu köklü arayışı, yoğun olarak bilim, felsefe ve din alanında kendisini hissettirir. Bilimin temelinde, insanın etrafında olup biteni anlama, açıklama ve kontrol edebilme arzusu yatar. İnsan, evrende tutunabilmek için doğru, güvenilebilir ve savunulabilir bilgiye muhtaç olduğunun farkındadır. Bunun için bilimsel yöntemle, hareket ederek, alanı daraltarak bilimsel bilgi elde edilir. Felsefe, temelde mantıksal tutarlılığı esas alarak insanın daha çok akılla ürettiği bilgilerin kümelendiği bir alandır. Bir başka ifadeyle, felsefe, insanoğlunun aklını kullanarak oluşturabileceği düşünsel ürünlerin zirvesini temsil eder. Felsefenin de temelinde insanın anlam arayışının yattığını söylemek pek yanlış olmasa gerektir. Din, anlam arayışının en yoğun yaşandığı alandır. Bilimden ve felsefeden farklı olarak, din alanında Tanrısal bilgi ve Tanrı’nın desteği söz konusudur. Dinin en temelde insan hayatına anlam kazandırmak için var olduğunu söylemek mümkündür. İnsanın anlam arayışında sağlıklı bir yol bulabilmesi için, hem bilimin, felsefenin ve dinin birbiri ile işbirliği yapması, hem de insanın bunların kesiştiği noktalarda ortaya çıkan “özgürleştirici ışığı” görmesi gerekmektedir.

Devamını oku...

Mezhepler Din Değildir

Mezhepler, Hz. Muhammed’in vefatından sonra, din anlayışındaki farklılaşmaların kurumsallaşması sonucunda ortaya çıkan beşeri oluşumlardır. Kur’an, herhangi bir mezhepten, tarikattan söz etmez. Kur’an, bütün Müslümanların hep birlikte “Allah’ın ipi”ne, yani Kur’an’a sımsıkı sarılmalarını ister. (Al-i İmran, 103). Bölünmenin, parçalanmanın doğuracağı sonuçlara dikkat çeker. Hz. Muhammed’in sağlığında herhangi bir mezhep yoktur.

Hz. Muhammed de, ısrarla Müslümanları birlik-beraberlik içinde yaşamaya çağırmıştır. Hz. Muhammed’in vefatını müteakip, Müslümanlar arasındaki ilk ihtilafın “siyaset” yüzünden, “kimin halife olacağı” konusunda çıktığı bilinmektedir. İşin gerçeği, siyaset, bütün mezheplerin ortaya çıkışında etkili olmuştur. İnsanlar, tarih boyunca

“siyasi erk”i ele geçirebilmek, daha sonra da egemenliklerini meşrulaştırabilmek ve sürdürebilmek için her yolu denemişler; bu arada dini de kullanmaktan hiç çekinmemişlerdir.

Devamını oku...

Adalet Olmadan İnsanlık Olmaz

Adalet, kelime olarak hak yememek, düzeltmek, dengede olmak, ölçülülükten ayrılmamak, insaflı olmak, doğru yoldan sapmamak gibi anlamlara gelmektedir. Her ne kadar adaletin tanımı üzerinde tam bir ittifak yok ise de, adaletin gerekliliği konusunda bütün insanlık aynı görüştedir. İşin ilginç yanı, zalimler bile adalet isteyebilmektedirler.

Adalet, sosyal bir varlık olan insanın, toplumda insanca yaşayabilmesi için gerekli olan ilkelerden birisidir. Adalet, hem insanın olay ve olguları anlama biçiminde, hem de tutum ve davranışlarında etkili olan; yüksek güven kültürünün yaratılmasına ve kalıcı olmasına öncülük eden; paradigma niteliği taşıyan bir ilkedir. Adaleti, bireysel ve toplumsal ilişkilerde dengeli olmak; her şeyi yerli yerine koymak; insaflı olmak; her şeye layık olduğu kadar değer vermek; haklıya hakkını suçluya cezasını vermek şeklinde tanımlamak mümkündür.

Kur’an’ın temel kurucu ilkelerinden birisi de adalettir. Her şeyden önce Yüce Yaratıcı adildir; herkese hak ettiğinin karşılığını verir; hiç kimseye asla zulmetmez. Zerre kadar hayır işleyen de, zerre kadar kötülük yapan da onun karşılığını mutlaka görecektir. Bu bağlamda Tanrısal aklın işleyişinde ve yaratmada esas olan ilkelerin başında rahmet ve adaletin olduğunu söylemek mümkündür. Varlık, adalet temelinde var kalabilmektedir. Bu bakımdan, “Allah, melekler ve hak ve adaleti gözeten ilim sahipleri, O’ndan başka tanrı olmadığına şahitlik ederler. O’ndan başka tanrı yoktur; O kudret ve hikmet sahibidir” (Al-i İmran, 3/18). Allah’a eş koşmaktan kaçınmak, Tevhid bilincini diri tutmak adaletin gereğidir.

Devamını oku...

Pazartesi, 09 Kasım 2015
Uzun bir yapılandırma sürecinin ardından web sayfamız tekrar yayında. Güncelleme süresince yaşayabileceğiniz içerik ve görünüm sıkıntıları için özür dileriz.

En Çok Okunanlar

София plus.google.com/102831918332158008841 EMSIEN-3

Din | Akıl | Bilim