• 1
  • 2

Öne Çıkan Makaleler

Irak’ta Yaşanan Cinnet: Şii-Sünni / Mezhep Çatışması Üzerine

Irak’ta kelimenin tam anlamıyla bir cinnet yaşanmaktadır. Olup bitenleri akılla, sağduyu ile, vicdanla, dinle veya imanla izah edebilmek pek mümkün değildir. İnsanlar, ne yaptıklarının farkında değildirler. Ortada sağa sola savrulmuş cesetler ve oluk oluk akan kan vardır. Belki istenilen de budur. Ancak, kanı akanın da, kan akıtanın da Müslüman olması, doğrusu insanın kanını dondurmaktadır. Kan akıtılmasını isteyenlerin, kan gölünde boğulmadıkça kana doyacaklarını düşünmek biraz zordur.

Ancak, insanlık tarihi, haksız yere akıtılan kanların, eninde sonunda kan akıtanların kanlarıyla bir şekilde aynı yere aktığını göstermektedir. Müslümanların bir an önce akıllarını başlarına toplayıp, bu işe dur demeleri, masum insanların kanlarının şiddeti ve terörü beslemek üzere toprağa akmasını engellemeleri gerekmektedir. Bu aklın gereğidir; bu dinin gereğidir; daha da ötesi bu insan olmanın beraberinde gelen bir tür zorunluluktur.

Devamını oku...

Karikatür Krizi ve Yükselen İslamofobi

Danimarka’da yayınlanan 12 karikatür, İslam dünyasını ayağa kaldırdı. Karikatürler, sanki Müslüman insanın damarına basmak için özenle çizilmişti. Önce Danimarka’nın önde gelen gazetelerinden Jylland-Posten’de, sonra da, Avrupa Birliği üyesi ülkelerden bazılarında yayınlanan karikatürler, Hz. Muhammed’e ve Kur’an-ı Kerim’e yönelik -en hafif ifadeyle- “saygısızlık” olarak kabul edilecek nitelikler taşıyordu. Karikatürleri yayınlayanlar ve yayınlanmasını destekleyenler, bu davranışı doğrudan düşünce ve ifade özgürlüğü ile irtibatlandırıyorlar; özgürlüklere saygının esas alındığı bir ülkede özgür basın tarafından yayınlandığını söylüyorlardı.

Nitekim Rasmussen, Spıegel dergisindeki söyleşide, “Bütün protestocular, Danimarka hükümetinin özgür basını kontrol etmeye niyetli olmadığını anlamalıdırlar” diyordu. Diğer taraftan, bütün Müslümanlar da, bu karikatürlerle Hz. Muhammed’e saygısızlık yapıldığı gerekçesiyle, ayağa kalkmışlar, protesto eylemlerine girişmişlerdi; yer yer Danimarka mallarının boykot edilmesi çağrısı yapılıyor; Danimarka Hükümetinin özür dilemesi isteniyordu. Olay, doğru anlaşılmaması için her şey sanki önceden planlanmışçasına, gittikçe daha karmaşık hale geliyor; bir yandan “medeniyetler çatışması” senaryosunun işlemeye başladığı, “İslam’ın terör ve şiddet üreten bir din” olduğunun ortaya çıktığı dillendiriliyor; öte yandan Batı’nın İslam’a ve Müslümanlara karşı önyargılı olduğu, sürekli çifte standart uyguladığı belirtiliyordu. Sonuçta, haftalardır konu gündemden düşmüyor; İslam dünyasındaki tepkiler, yuvarlanan kar topu misali çığ gibi büyüyor; olay, dış politika malzemesi olarak kullanılmaya başlanıyor ve en kötüsü, ölenler, öldürülenler oluyor... Dünya, küreselleşmenin yeni anlamlarını, kana bulanmış tecrübelerle farketmeye başlıyor..

Devamını oku...

İslam, Şiddet ve Terör

"Ey Muhammed! Sen öğüt ver ! Esasen sen sadece bir öğüt vericisin. Sen onlara zor kullanacak

değilsin ".

Ğaşiye,21-22

I

İnsan,”oluş” halindeki bir varlıktır. İlk hücrelerin teşekkülüyle birlikte başlayan bu sürecin ilk aşaması, insanın son nefesini vermesiyle birlikte tamamlanmış olur. İnsanoğlu, değişmeyi farketmese bile, hem fizyolojik, hem de psikolojik yönden sürekli yenilenir, tazelenir. Her insan, her an yeni bir insandır. Bu durum, insanoğlunun “kendini gerçekleştirmesi”ne, kendini "inşa" etmesine imkan sağlamaktadır. İnsanın yaratılış amacı, ömür denilen kısa zaman diliminde, toplum içinde, kendini gerçekleştirme, "inşa" etmedir. Bu bağlamda din, insan için, bir “araç” niteliği taşımaktadır. ”Oluş” halindeki bireylerden oluşan toplum da, doğal olarak sürekli değişen bir toplum olacaktır. Din, değişimi etkileyen ve değişimden de etkilenen bir olgu olarak iki yönden bu değişim sürecinin içindedir. İnsanlık tarihi boyunca, nerede toplu halde yaşayan insanlar varsa, orada mutlaka "din" de var olmuştur. İnsanlar, insanca yaşayabilmek için, "din"e muhtaçtırlar. Din, uygarlıkların mayasını oluşturmuştur. Din, çift yönlü kesen bir kılıç gibidir; doğru anlaşılmadığı zaman, dinamik boyutu kaybolur ve her türlü gelişmenin önünü tıkayabilir. Din, insan fıtratına uygun olarak anlaşıldığı zaman, bireyin yaratıcı yeteneklerini en üst seviyeye çıkartır.

Devamını oku...

İslam ve Laiklik Birbirinin Alternatifi Değildir

Türkiye’nin din-siyaset ilişkisi, din-hukuk ilişkisi, demokrasi, laiklik ve benzeri konularda karşı karşıya kaldığı, odağında dinin yer aldığı gerilimden çıkabilmesi için, öncelikle doğru bilginin devreye sokulması gerekmektedir. Doğru bilgiyle ve bilimsel yöntemle hareket edilmeden hiçbir soruna sağlıklı, kalıcı çözüm üretmek mümkün değildir.

Türkiye’de sorunların çözümsüz halde bırakılması, maalesef çözüm gibi algılanmaktadır.

Doğru bilgi insanı özgürleştirir. Özgürlük bilinci yüksek insanlar sorunları çözme noktasında irade gösterebilirler. Bu sebepten, Türkiye’nin zaman geçirmeden din alanında bir “doğru bilgilenme seferberliği”ne girişmesi gerekmektedir. Bu iki bakımdan çok önemlidir: Birincisi, içine sürüklendiğimiz, önyargılardan beslenen gerilimin ne olduğunun doğru anlaşılması; korkuların kurumsallaşmasının önüne geçilmesi, ancak doğru bilgi mümkün olabilir. İkincisi, dindarlıkla din konusunda doğru bilgi sahibi olmak arasındaki belirgin farkın anlaşılması için din alanında doğru bilgi sahibi olmak bir tür zorunluluktur.

Devamını oku...

Pazartesi, 09 Kasım 2015
Uzun bir yapılandırma sürecinin ardından web sayfamız tekrar yayında. Güncelleme süresince yaşayabileceğiniz içerik ve görünüm sıkıntıları için özür dileriz.

En Çok Okunanlar

София plus.google.com/102831918332158008841 EMSIEN-3

Din | Akıl | Bilim