• 1
  • 2

Öne Çıkan Makaleler

“Kasas”, bildirme, anlatma, hikaye etme anlamına gelmektedir. Kur’an’da, daha önceki topluluklar hakkında anlatılanlara “kıssa” denilmektedir. Kur’an’ın neredeyse üçte ikisi kıssalardan ibarettir. Kıssalar, Kur’an’ın kurucu ilkelerinin ve kök değerlerinin taşıyıcısı gibidir. Değer yüklü ilkelerin doğru anlaşılabilmesi için, onların insan dünyasında ne anlam ifade ettiğinin fark edilmesi gerekir. Bunun en kestirme yolu da, bizden önce yaşamış olan insanların tecrübesinden yararlanmaktan geçer. İnsan, diğer insanlarla duygu dünyasında paralellikler yakaladığı zaman, hem öğrenmeye daha açık olmakta, hem de özeleştiri imkanı bulabilmektedir. Kıssaların çoğunun duygu yüklü olmasının sebeplerinden birisi, örnek alınacak peygamberlerin öncelikle insan olukları gerçeğinin doğru anlaşılması ise, bir diğeri örnek alabilmek için gerekli olan duygu köprülerinin kurulması olabilir.

Kur’an’da, satır aralarına sıkıştırılmış tarih bilinci inşa eden pırıltılar insanı hayretler içinde bırakır. Tarih, sevilen sayılan insanların zaman zaman beşer üstü denilebilecek bir çizgiye taşındıklarına; onların insani vasıflarının göz ardı edildiğine tanıklık etmektedir. Kıssalardaki peygamberlerle ilgili ayrıntılar, Hz. Muhammed gibi, bütün peygamberlerin de öncelikle beşer oldukları gerçeğini gözler önüne sermektedir. Her anne gibi Musa’nın annesi de yavrusu için kaygılanmaktadır. Çocuğunun öldürüleceği korkusu,

onu İlahi irade ile paralel bir sürece sürükler. Akıp giden nehrin üzerinde minicik bir yavrunun bir sepetin içinde sürüklendiğini gözümüzün önüne getirdiğimizde, annenin yaşadığı gerilimin boyutlarını birazcık anlama imkanı bulabiliriz. (28/10). Belki de insani duygularının tamamı, annelik duygusunun içine gizlenmiş olabilir.

İnsanı anlamak için, toprağı ve anayı doğru anlamak gerekir. İnsan, kim olursa olsun, “nisyan ile malüldür”; unutur; hata yapar, yanlış yapar. Bu durum, bazen hakikatin unutulmasını ya da göz ardı edilmesini beraberinde getirebilir. İnsan, acelecidir; zayıftır. Hatalarından ders çıkarabilirse, zaaflarının üstesinden gelebilir. İşte örnek: Hz. Musa, haklı olup olmadığına bakmaksızın, kendinden yardım isteyen bir soydaşına yardım edeyim derken, onun hasmı olan kimsenin ölümüne sebebiyet vermiştir. Yanlışını anladığı anda, hemen “Ey Rabbim! Ben kendime yazık ettim; beni bağışla” (28/16) diye dua etmiştir. Kıssanın sadece bu kısmından çıkarılacak dersler vardır: İnsanlar arası ilişkilerde sağlıklı bir tutum ve tavır geliştirebilmek için, doğru bilgiye ihtiyaç vardır. Duygular insanı yanıltabilir. Her insan yanılabilir; önemli olan hatasını fark edip, dönmek; tevbe etmek ve Allah’tan bağışlanma dilemektir.

Nitekim Hz. Musa da hata yapmıştır ve hemen tevbe etmiştir. Daha da ötesi; “Ey Rabbim! Bana bahşettiğin nimetler hakkı için bir daha asla suçlulara arka çıkmayacağım” (28/17) diyerek kararlılığını dile getirmiştir. Kasas suresindeki Firavun tiplemesi iyi anlaşıldığı zaman, bugün bile içine sürüklendiğimiz pek çok açmazın sebeplerini daha iyi anlama imkanı bulabiliriz. İnsan, topraktan yaratılmış olduğunu, yeryüzünde yaşamış, yaşamakta ve yaşayacak olan birkaç milyar insandan birisi olduğunu, her canlı gibi bir gün ölümü tadacağını unuttuğu zaman, kendisinde güç vehmedebilir. Özellikle, Tanrısal nitelik taşıdığı söylenilebilecek olan siyasi güç, var olanın ötesinde güç vehmedilmesini kolaylaştırabilir. Nitekim siyasete bir tür Tanrılık mesleği diyenler, pek de yanılmış sayılmazlar.

Siyasiler, Tanrı’nın insanın uhdesine bıraktığı toplumsal alanda belirleyici oldukları gibi, Tanrı’nın yasalarının egemen olduğu alanda da en fazla tasarruf sahibi olanlardır. Kur’an’ın dikkat çektiği Firavun tipi, bu doğrultuda akla gelebilecek uç bir örnek olmalıdır. Firavun, kendisinin tanrısal nitelikler taşıdığını iddia ediyor (28/38), “haksız yere büyüklük taslıyor” (28/39), insanlara zulmediyor, bozgunculuk (28/4) yapıyordu. Tarih bize, insanların atalarından gördükleri şeyleri pek sorgulamadıklarını göstermektedir. Öyle ki, daha öncekilerin yapıp etmeleri, o eylemlerin doğruluğunun kanıtı gibi gösterilmektedir. Nitekim Allah, Musa’yı ve kardeşini, “yumuşak söz söylemesi” (20/44) konusunda uyararak Firavun’a gönderince, onlar da hemen atalarının kanatları altına sığınmak istemişlerdir. Bu durum Kur’an’a şöyle yansır: “Musa onlara apaçık ayetlerimizle gelince, ‘bu uydurulmuş sihirden başka bir şey değildir. Biz atalarımızdan böyle bir şey işitmedik’ dediler” (28/36). Firavun’un ve kavminin helak olmasının sebebi, “Haksız yere büyüklük taslamak”tır (28/39).

Akıllı ve başarılı olan insanların en başta dikkat çeken iki özelliği vardır: Zamanı iyi kullanmak ve başkalarının tecrübelerinden yararlanmayı bilmek. Kur’an’daki kıssalar bize, her şeyden önce geçmişi doğru anlamanın, güvenli bir geleceğin olmazsa olmaz koşulu olduğunu göstermektedir. Gelecek hakkında proje yapanlar, işe geçmişten başlamak zorundadır. Bu doğrultuda geçmiş iki açıdan önemlidir: Birincisi, doğru anlaşılmayan geçmiş, insanın yönünü maziye çevirir. İnsanlar hem geçmişin ağırlığı altında ezilirler, hem de karşılaştıkları sorunların çözümünü geçmişte bulabileceklerini sanabilirler.

İkincisi, geçmişi doğru anlamak, sağlıklı bir tarih bilincinin oluşmasını sağlar. Sağlıklı tarih bilgi ve bilinci, insanı geçmişin ipoteğinden kurtardığı gibi, geçmişin birikiminden yararlanarak güvenli bir geleceğin inşa edilmesini kolaylaştırır. Kur’an’ın önemli bir kısmının bizden önceki toplumların hayat hikayeleri ile ilgili olması, ölülerin egemenliğinden kurtulamayanların asla özgürleşemeyecekleri konusunda ciddi bir uyarıdır. Kur’an’ın sık sık eleştirdiği “ataların dini zihniyeti”, ölülerin diriler üzerindeki etkisi kırılmadan insanların doğruları bulamayacağını düşündürmektedir. Diriler, yaşadıklarının farkında olmaz iseler, onların geleceği ölüler tarafından belirlenir.

Prof. Dr. Hasan ONAT

Pazartesi, 09 Kasım 2015
Uzun bir yapılandırma sürecinin ardından web sayfamız tekrar yayında. Güncelleme süresince yaşayabileceğiniz içerik ve görünüm sıkıntıları için özür dileriz.

En Çok Okunanlar

София plus.google.com/102831918332158008841 EMSIEN-3

Din | Akıl | Bilim