Okudunuz mu?

Türkiye'nin din-siyaset ilişkisi, din-hukuk ilişkisi, demokrasi, laiklik ve benzeri konularda karşı karşıya kaldığı, odağında dinin yer aldığı gerilimden çıkabilmesi için, öncelikle doğru bilginin ... Devamını oku...

Kısa Kısa...

Doğrusu, "Rabbimiz Allah’tır" deyip, sonra da dosdoğru gidenlere korku yoktur; onlar üzülmeyeceklerdir. İşte onlar, cennetliklerdir. İşlediklerine karşılık olarak cennette temelli kalacaklardır. 46/13-14

Haftanın Yazısı

Kadına ve çocuğa yönelik her türlü olumsuz davranış, insan olma onurunu zedeleyen, insanlığın geleceğini karartan onursuz bir davranıştır. Yazılı ve görsel basında önümüze... Devamını oku...

EN ÇOK OKUNAN MAKALELER

KİTAP

Hasan Onat | DİN, AKIL,BİLİM |

Sarı Saltuk'un Osman Bey'e Nasihatı

Osmanlı coğrafyası 13-14 milyon kilometrekarelik bir alan. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulurken 780.000 kilometrekareye bu coğrafyanın bütün tarihsel sorunlarını da taşımış gibi. Yaşadığımız ufuk daralmasının, akıl tutulmasının sebeplerinden biri mağlup medeniyet travması olmalı. Niçin uzlaşı kültürü yaratamıyoruz? Niçin en küçük bir meselede kolayca kutuplaşıyoruz? Ailede bile huzursuzluk derinleşince, herkes birbirini suçlamayı çözüm sanmaya başlar… Tarih bilinci kaybolunca, kökleri derinde olan sorunlar, çözümsüz gibi görünür. Niçin bazılarımız geçmişi kutsallaştırırken, bazılarımız da onu yok farz ediyor? Her iki yaklaşım da, tarihi insanın anlama menzilinin dışına taşımıyor mu? Dinle ilgili sorunlarımızın çoğu tarih bilgi ve bilincindeki noksanlıkla ilgili değil mi? Müslümanlar niçin bu kadar kolayca birbirlerini öldürebiliyorlar? Add a comment

Devamını oku...

Din ve Bilim Çatışmak Zorunda mı?

Çok kolay kutuplaşan bir toplum haline geldik. Bu durum, her şeyi siyaset üzerinden okumanın beraberinde gelen tepkiselliğin bir sonucu olmalı… Kutuplaşmanın derinleşmesi, belki geçici olarak siyasetin işine gelebilir; ancak toplumda birlikte yaşayabilmenin temelini oluşturan sağduyunun, vicdanın körleşmesine, insanların birbirlerine karşı sağırlaşmasına da yol açmaktadır. Kutuplaşmanın açıkça görülebildiği alanlardan birisi de din-bilim alanıdır. Bu sözlerimizin en açık kanıtı, din denildiği zaman, bazı insanların, anlama ile ilgili bütün süreçleri kapatma ihtiyacı hissetmesidir. Bunun tersi de maalesef doğrudur; din adına, akılla, bilimle ilgili her şeye sırt çevirenlerin varlığı da bir gerçektir. Dinle uğraşan bir kimsenin bilimden söz etmesi ya da bilim adamı olarak bilinen kimsenin dini hassasiyetleri rahatsızlık sebebi olabilmektedir. Bu sebepten, öncelikle bir tespitle işe başlamakta fayda vardır: İnsanların bireysel tercihleri ne olursa olsun, insanlığın geleceği açısından ne dinden, ne de bilimden vaz geçmek mümkündür. Her ikisinden birini tercih etmeye zorlanmak, hem akıl ve bilim dışı; hem din karşıtı bir tavır; hem de insan gerçeğine aykırıdır. Add a comment

Devamını oku...

Sahabe Anlayışımız Ne Kadar Sağlıklı?

İslam’ı doğru anlayabilmek için, özellikle Hz. Muhammed aleyhisselamın sağlığında olup bitenleri ve onun vefatından sonraki gelişmeleri doğru okumak gerekmektedir. Özellikle Hz. Peygamber’in yaşadığı zaman dilimi, bizim din anlayışımızın ne kadar sağlıklı olduğu konusunda bize yol gösterebilir. İslam evrensel bir din olduğu için, her zaman ve mekanda yeniden anlaşılmak ve yorumlanmak durumundadır. Bu doğrultuda, belirleyici tek bilgi kaynağımız vahiydir. Akıl ve vahiy işbirliği yaptığı taktirde, aklın evrensel boyutlu doğruları yaptırım gücü kazanmış olur. Akıl her zaman doğruyu gösterir; ancak aklın doğruyu göstermesi, doğru olanın tercih edilmesi ve gerçekleştirilmesi anlamına gelmemektedir. Sahabenin İslam’ı anlama ve yaşama biçimi bizim için elbette çok özel bir anlam taşımaktadır. Ancak, unutmamak gerekir ki, peygamberimizin arkadaşları olan “Sahabe” de, bizim gibi bir insandır ve onların İslam anlayışları da, İslam’ın anlaşılma biçimlerinden sadece birisidir. Add a comment

Devamını oku...

Cihat Meselesi / Asıl Olan Hayat ve Barıştır

İslam’da en çok yanlış anlaşılan, en çok istismar edilen hususlardan birisi cihattır. Bazı Müslümanlar birbirlerini yok yere öldürürken cihat yaptıklarını zannederler. Çoğu zaman da, siyasi ihtirasların ve çıkarların kör ettiği gözler, cihat kavramına sarılarak yapılanın meşru olduğunu göstermeye çalışırlar. Cihat, “Allah uğruna savaşmak” şeklinde, herkesin içeriğini istediği gibi doldurabileceği bir hale de dönüştürülebilir. İslam’a saldırmak isteyenler de, onu, din adına yapılan savaş olarak anlar ve anlatırlar. Oysa, cihat, İslam’ın en kapsamlı kurucu ilkelerinden birisi olan “adalet”in, hayatın bütün alanlarında hakim kılınması için bilinçli çaba harcamaktır. Add a comment

Devamını oku...

Sayfa 1 / 8

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »

MAKALE ARŞİVİ

Prof. Dr. Hasan Onat'ın kaleme aldığı bilimsel ve güncel makaleleri hasanonat.net üzerinde bulabilir, gelişmeleri yine bu internet sayfası üzerinden takip edebilirsiniz. Makale arşivine ulaşmak için, lütfen buraya tıklayınız.

HABER ARŞİVİ

Hasan Onat'ın sizinle paylaşmak istediği gelişmeleri, internet sayfamızın haberler bölümünden takip edebilirsiniz. Bu bölümde güncel duyurular ve geçmişte yayınlanmış haberlerin bir arşivini bulacaksınız. Hasanonat.net haber arşivine erişmek için lütfen buraya tıklayınız.

GİZLİLİK KOŞULLARI

hasanonat.net üzerindeki, yazılı, görsel ve işitsel materyallerin tamamının telif hakları Hasan Onat ve Crea Studios'a aittir. Bu materyallerin alıntılanması ile ilgili koşullar için, lütfen Gizlilik Koşulları sayfamızı ziyaret ediniz.

İLETİŞİM

Prof. Dr. Hasan Onat

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, İslam Mezhepleri Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı.

Adres: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Beşevler / Ankara, 06500

Telefon: +90 (312) 212 68 00 / 1269

E-Posta:

onat@divinity.ankara.edu.tr

onat@hasanonat.net